--Yarın aç kalacağını düşünen bizden değildir ,diye radyonun birinden duydum --Tamam da nasıl tok olacağız çöpleme yaparak da karın doyar,Boğazda balık rakı ile de karın doyar
--onu bilemem ben o kadarını duydum ve gerisi de sana kalmış ne yani karının doyacak işte daha ne istiyorsun; ?!
--kiralar,kartlar,taksitler ne olacak?
--Geç kardeşim geç onlar garanti kapsamı içinde değil
Zeyrek'te bir ahşap yine yakılmış ve ben de yandım o yangınla
----Sabah duydum içim yandı, Zeyrek’te bir ahşap ev yandı ben yandım, yakan kim ise ne ise bilemem ama sanki eski bir dostum yandı kül oldu gibi geldi
----Olur, be deli bu memlekette her şey olur, o evler bu zamanlara kadar bir inat gelmiş ve bize yaşam bağlanmayı ayak diremeyi göstermişti, biz o evleri geçmişini bile tam bilmeden cahilce sevmiştik resimlerini çekmiştik, o muhitte yaşamıyorduk ama oralarda bizimdi oralarda sokaklarımızdı, hele o ahşap evler bizim Beşiktaş ahşapları gibi dedelerimizdi, ninelerimizdi, amcalarımızdı, neyzenin yaşadığı zamanlardı
---Elin yedi kat yabancısın korumaya aldığı evleri bizim koynumuzdaki sırtlan yavruları yakar,karşısına geçer sigarasını tüttürür ,sonra bu memleket bizim diye kendimizi eyleriz
---ne diyelim seviyoruz ne olursa olsun seviyoruz bu memleketi
---Tamam, biz de seviyoruz bu memleketi, taşını, toprağını, bağını, bahçesini, ahşabını, viranesini tamam ama üzerinde yaşamayan sırtlanları değil
---neyse başımız sağ olsun diyelim, hadi yürü gidip bakalım yanana, eski dostlara
---Geçen yaz çektiğimi resimleri de aşağıda yayınlayalım
—-Evet öyle dedi İşsiz Kemal “ulan” dedi “46 yaşında tekmeyi yiyen adam nerede iş bulur ,gencecik körpe işçiler varken benim gibi nefesi kokan adamı ne yapsınlar “ “sabah kalkıyorum artık dolaşmadığım fabrika,atölye,dükkan, aklına ne gelirse kalmadı , kendi nefesimin kokusundan da ,çamurlaşmış beynimden de , çoluğumdan da ,çocuğumdan da nefret ediyorum, her şeye ,her kese kanlı düşmanım gibi ziftli gözlerle bakıyorum , senin dediğin gibi her şeye küfür sallıyorum ,biraz rahatlıyorum , öğlen oluyor midem yanmaya başlıyor ,işte o an mideme de kaderime de çok beter küfür ediyorum ama yine çöküyorum ,yine çöküyorum ,teslim oluyorum ,kuzu gibi oluyorum ,eve kendimi atıp ,boş buzdolabına alışkanlık olarak bakıyorum ,poşette asılı bayat ekmeği alıp gazete sarıyorum ,dışarıya çıkıyorum ,ekmek arası havası verilmiş bayat ekmeğe dalıyorum ,tıkanıyorum ,yakalandığım hıçkırık beni ,cami avlusuna kadar sürüklüyor abdest alınacak yerde suyumu içip ,devan ediyorum ekmeğin nişastalı tükürük püresini mideye indirmeye …”
—-Sen buna ne diyebildin ?
—-Ne diyeceğim ,hoş geldin kardeş dedim…
—-Her özet Ya da kısa yazı faşizmmiş ,öyle demiş Heidegger Amca ,yine de bizim faşizmimiz bu kadar olsun kısa keselim ,dua etsinler slogan gibi üç cümle kurup işkence yapmıyoruz..
— Uzatalım o zaman Faşist Deliye çıkmasın adımız
—S.ktir yaa ,senden Faşist olsa ,insanlık harbi kurtulur…
—-Evet öyle dedi İşsiz Kemal “ulan” dedi “46 yaşında tekmeyi yiyen adam nerede iş bulur ,gencecik körpe işçiler varken benim gibi nefesi kokan adamı ne yapsınlar “ “sabah kalkıyorum artık dolaşmadığım fabrika,atölye,dükkan, aklına ne gelirse kalmadı , kendi nefesimin kokusundan da ,çamurlaşmış beynimden de , çoluğumdan da ,çocuğumdan da nefret ediyorum, her şeye ,her kese kanlı düşmanım gibi ziftli gözlerle bakıyorum , senin dediğin gibi her şeye küfür sallıyorum ,biraz rahatlıyorum , öğlen oluyor midem yanmaya başlıyor ,işte o an mideme de kaderime de çok beter küfür ediyorum ama yine çöküyorum ,yine çöküyorum ,teslim oluyorum ,kuzu gibi oluyorum ,eve kendimi atıp ,boş buzdolabına alışkanlık olarak bakıyorum ,poşette asılı bayat ekmeği alıp gazete sarıyorum ,dışarıya çıkıyorum ,ekmek arası havası verilmiş bayat ekmeğe dalıyorum ,tıkanıyorum ,yakalandığım hıçkırık beni ,cami avlusuna kadar sürüklüyor abdest alınacak yerde suyumu içip ,devan ediyorum ekmeğin nişastalı tükürük püresini mideye indirmeye …”
—-Sen buna ne diyebildin ?
—-Ne diyeceğim ,hoş geldin kardeş dedim…
—-Her özet Ya da kısa yazı faşizmmiş ,öyle demiş Heidegger Amca ,yine de bizim faşizmimiz bu kadar olsun kısa keselim ,dua etsinler slogan gibi üç cümle kurup işkence yapmıyoruz..
— Uzatalım o zaman Faşist Deliye çıkmasın adımız
—S.ktir yaa ,senden Faşist olsa ,insanlık harbi kurtulur…
" Tüm bunlardan sonra ,çıkıp da baş sağlığı dilemek ve yola devam etmek ,nasıl bir midedir hiç anlayamadım ,ot yemesi gerekenlerin et yediği bu dünyada ,"elbet bir gün" demek kadar da anlamsız kelime yoktur , şimdi bilemem ama yarın herkes bilecek ve çok şaşıracak...
------- “ Acayip mortopoz bir tip idi ama mavi gözlüydü,bu özellik ona kafadan avantaj sağlıyordu .... Yalnızlık sıkıcıydı ve sıkıcı bir insan yaratıyordu,bu sıkıcı olan yapı onuda daha da yalnız yapıyordu , yani ;Yalnızlık>>>sıkıcı>>>sıkıcılık>>>daha da yalnızlık>>>daha da sıkıcılık>>>.... Hızlı konuşuyordu ama beyni yavaştı yani neden bu kadar hızlı konuşuyordu ? bu ağır işleyen beyine isyan mı ediyordu ? çene ile beyin arasında nasıl bir savaş vardı ? “
------ Şimdi sen dün bütün gün bunlara mı kafanı taktın ? Yani şimdi bunları bloglayalım mı ?
------- Bana ne kardeşim ne yaparsan yap ben dün bunları not aldım ,sana getirdim ,ister blogla ister mlogla bana ne ben zaten sıyırmışım ,dua et daha sıyrık şeyleri yazıp eline vermiyorum !
------ Tamam ulan Sıyrık Talip ,aman ha daha bunalım şeyler ile bana gelme ,yoksa yevmiyenden keserim ,ha bir de o “mortopoz” da ne kardeşim ? ,böyle bir argo yok...
----- Mortopoz yani tipi kayık denmek ,ben ne bileyim bizim sokaklarda eskiden söylenirdi
---- Hadi , hadi git de biraz daha derinleş , bunlar daha olmamış
---- Deli Yaşar abi ,Bak beni yeme bir şeye yarayacak diye yazıp getiriyoruz ,benimle kafa bulma
---- Tamam tamam , sen yazmaya devam et
---- hadi bana eyvallah ,uykum geldi gidip yatayım
---- Ulan bu çocuk da kafayı sıyırdı be kardeşim ,ne olacak bu gençliğin hali ?
---- Ne diyorsun ulan Deli , çocukla kafamı yapıyorsun ?
---- yok be Recep Usta ,bu çocuk Felsefe de okuyordu ve ben tüpsüz de derinlere dalarım dedi ,ama işte böyle tüpsüz dalarsan vurgunu da yersin ,biz de vurgun odası muamelesi yapıyoruz ne yapalım ,hayır işi diyelim
----- Bizim orada da böyle tipler var ,anlamsız anlamsız konuşuyorlar biz tamam tamam deyip idare ediyoruz , ulan gençlik aşırı doz acayiplikten ne hallere geldi vay be ..!
------ Nerede o eski Bunalım tipler be , şimdikileri ben bile anlamıyorum
--- ne şemsiye taşırım , ne de yağ yağmur derim , sucuk gibi ıslanırım iyi oldu be derim, yağmuru şemsiyem var diye istemem , yağarsa yağsın ,akarsa aksın ,yağmurdan korkan sokağa çıkmasın...
--- Taş yağsın ulan senin başına
--- yağsın ulan bir tek benim başıma yağsın
----git ulan işine bana uzak ol da, başına taş mı yağar baş mı yağar beni ilgilendirmez...
----fark etmez kardeşim , bir gün her kes Deliliği tadacak ve tecrübeli deli olarak biz size sadece “acemi oğlan “muamelesi yapacağız , biz de geçtik acemi bölüğünden ...
---ulan deli seni yazıyorsun anladık da ,kimse yorum falan yazmıyor ne iş ? Kendi kendine konuşana Deli derlerdi ,sen hem kendi kendine konuşuyor hem de kendi kendine yazıyorsun !?!
--- sorduğun sorunun cevabı ; sorunun içinde ; Delinin yanına Deli gelir ,yazdığının yorumu da olmaz , bulaşma Deliye durumu
Son yorumlar
@*dtcomment*@@*titolopost*@
@*nome*@