Merhaba, ben sokaklarda
Profilime bak


Aralık 2008

SMTWTFS
1 2 3 4 5 6
7 8 9 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31

Tag

Syndicate content

My Dada'ya ekle

My Dada'ya ekle

İçeriklerini paylaş

De.licio.us
Arşiv Aralık 2008

-- Çirkinlik bizim zırhımızdır ...

-- Yaptığımız salaklığın %90 bize ait ama %10 da çok beter be kardeş..

-- Halkçı baba....

-- Burada anlatılanlar neredeyse gerçek...

-- Kuzeye gidelim be kardeş..

 

--- Ne o ? yukarıda bi dolu başlık atmışsın ?

--- Kafamda çakan mevzuları unutmayayım diye yazmıştım, bak bakalım ne diyorsun ?

--- Benim kafama, kafadan hepsi çivi gibi girdi ama sen ne diyorsun esas sen anlat

---”Çirkinlik bizim zırhımızdır” mevzusu; aslında en son yazacağım mevzuydu ama artık zaman bu zamandır yazmalı söylemeli

--- Nasıl yani ?

--- Nasıl olacak kardeş;  biliyorsun biz zamanında bayağı baş öğretmen gibi her şeye ideal bakan,  önümüze gelen her kese günlerce bir cümleyi anlatan,  umutları yakın ve yoğun olan ve şimdi bakınca salağın önde gideni bir vatandaştık,  şimdi ne yani diyeceksin ve bende fazla uzatmadan damıtılmış olarak diyorum ki;  artık kimse bizden eski uzun muhabbetleri, ”bir çiçek, bin çiçek “  olaylarını beklemesin,  bizim genlerimizde artık küskünlük ve yalnızlık var bunda da  %90 bizim payımız var ama  %10 da bizi buz adam yaptı ,

----Nasıl yani?  Çirkinlik bizim nasıl zırhımız olur ?

----Olur, olur;  buradaki çirkinlik;  aynen Amerikan filmlerinde adam mapusa düşer de bütün vücuduna tamamen dövme yapar, her yanını çirkinleştirir de sapıklar sulanmasın,  saldırmasın ayaklarına yatar ya,  işte biz de bu anlamda kendimizi çamura buluyoruz, çirkine ,deliye yatıyoruz, artık bizden güzel çiçekler beklemeyin diyoruz, cazip değil anti-cazip ve çamur oluyoruz,  hani kız istemeye gelirler ve kızında sevdiği başka bir delikanlı vardır, işte o kız, yaptığı o güzel kahveye tükürür ya, aynı olay budur.

----Aklıma bir hikaye geldi;  zamanında AlemDağ CezaEvin'de yatan bir arkadaş vardı o arkadaş beş yıldızlı bir otelin Aşçıbaşılığını yaparmış ve bir gün yanındaki aşçılardan birini yaptıkları çorbaya işerken yakalamış, " Ulan ne yapıyorsun güzelim çorbanın içine ettin ", dediğinde yakalanan aşçı “abi biz en güzel şeyleri bu zenginlere istemeden de olsa yapıyoruz acayip sinir oluyorum, yanlış ama içimden geldi yaptım “ demiş

----Benim anlattığım da aslın da tam da bu ve en güzel yıllar ,en güzel ürünler verildi ,ve şimdi de o en güzel şeyler mundar edildi ve şimdi gel de güzel ol ,gel de güzel şeyler üret , o güzel şeylerin bedeli olarak bir ton ağır bedel öde, bir ton damga ye , ve salakların dünyasında salak damgası ye ,işte bu yüzden tam da bu yüzden en güzel şeyleri en berbat çamurlara bulayarak koruyacağız , ve bıçak gerçekten kemiğe dayanırsa , bataklıktan çıkar gibi çıkacağız Ya da o bataklıkta biz de çürüyeceğiz ,gelecek de en azından fosilimiz kalacak

----Çok ağır olmadı mı Deli Özkan ?

--- Yok be ne ağır olacak, ağır sa da bana ağır ,çamursa da bana çamur. O değil de, sana yakında yukarda yazdığım” Halkçı Babayı” da anlatacağım

--- Evet , O da kim be Deli ?

--- "Halkçı Baba" aslında hepimizin geçmişi;  O" Halkçı Baba" ;bir Halk sevdalısı iken, bizim yalandan deliliğimizin gerçeğini yaşayan gerçek bir halk anti-Kahramanı , O  33  yıldır Karadeniz'in ormanlarından  her gün Köylüye, Halkına sevabına ağaç, odun taşıyor,  artık  O adama çocukları bile salak, hatta Deli gözüyle bakıyor,  O adam da zamanında Halk aşkını o kadar abartmış ve  o kadar;  ölümü göze aldığı insanlar tarafından kullanılmış ki, şimdi ona dalga geçer gibi ”Halkçı Baba ” diyorlar,  ve yalnız kadınlarla, çocuklar onu çok seviyor,acıyor,

----Harbiden var mı böyle biri ?

----Burada anlatılanlar;  neredeyse gerçek be kardeş , diyorum ve  ekliyorum; ne Doğuya, ne Batıya, ne de Güneye ,biz Kuzeye gidelim kuzeye ,

--- Kuzeyi falan bilmem ama sen bu yazıyı Bloglarsan, daha buralara uzun süre uğrama, Kurban eti seni bozmuş...

Yavaşlat şu zamanı be, Cahil Ali 

 

 

---- Ne diyorsun yine Deli iki gün sonra bayram sana da et bulup getiririm ,

---- Sanal kurban etlerimi ?

----Kredi kartı kurbanı bunlar

----Kart kurnaları ,sanal kurban falan tanımam ,biz burada harbi etyemez Mahmut olduk ,her gün ; iç çorbayı, ye makarnayı, ne olacak bunun sonu, hafızam bile kalmadı, daha kırk yıllık arkadaşların adlarını unutuyorum ,lafı dolaştıra dolaştıra bir hal oluyorum, yine de hatırlamıyorum, hiç alakasız zamanda hatırlıyorum ,Allah'tan buraya yazıyorum da, yazdıklarıma bakıp yazdıklarımı hatırlıyorum, harbiden Allah Google'den razı olsun, ne unutursam unutayım, olayı yazıyorum ismini hatırlıyorum ,

----Tamam Deli Usta sen kafanı fazla yorma Ben Bağcılar civarına dalıyorum aynen seni kavurma delisi yapacağım, ama sakın bu etle şarap falan içme,

----Ne şarabı kardeşim o işler Lale devrinde kaldı, kahretsin ki Rize'nin çayına kaldık

----Neyse panik yapma, zamanı yavaşlatalım, nasılsa kıyamet yakın, son dönemlerini yaşayan Dinazorlar gibi bu Alemde son dönemlerini yaşıyor, biz bekleyelim kenarda, sadaka ,madaka, Aş evi , falan olayları, bu Millet nasılsa olayı kabullenmiş, Alem batsa bu Millet, bir kepçe pilavla nasıl olsa yaşarım diyor, onun için yavaşlayalım, zamanı yumuşatalım, göreceğimizi görelim

----Nasıl yavaşlatacağız be Deli ?

----Sen benim dediklerimi boş ver şimdi, hızlı ol , sen hızlı ol, Ben yavaşlatırım zamanı, topu göğsümde yumuşatır,gereken yere pası bırakırım,

----Usta be, sen var ya küçük bir kasabaya git, aynen orada yavaş yavaş yaşlanırsın

----Oralar bizi bozar,Oralarda biz yalnızlık nimetini kaybederiz,Buralarda günlerce yok olurum kimsenin ruhu duymaz, beş gün sonra nerede ulan bu Deli derler, oralarda bir saat bile arazi olamazsın yanında, yakınında her zaman bir “Dost “bulunur ve ben o kadar yakın, O kadar göğüs göğüse hayatı sevmem, “emniyet mesafesi” her zaman olacak, aman ha

---- Tamam Usta Sen bana uç diyorsun ,

----Uç ...

  HAYIRLI  Bayramlar...

Kara Kargalar ! Kara Çarşafı savunmak size mi kaldı ...

---Uzun zamandır ,yazmayayım falan diyorum ,hani tam savunmasak da evhen i şer hesabı Chp ye yakın dururduk falan ama şimdi bu oldu mu , bu karafatmaları savunmak sana mı kaldı

---Usta ,sen şimdi bu türban falan olaylarına ne diyorsun ?

---Ne diyeceğim kardeşim , bu işler benim için esas konuların ardındaki abartılı muhabbetler, olay her zaman sınıfsaldır ,sömürü çarşaflı,türbanlı falan tanımıyor dibine kadar sömürü var ve sen gelmişsin kıyafet olayını öne koyuyorsun , kadın kapanırsa kapanır ,açılırsa açılır ,önemli olan haksızlığın,sömürünün, işkencenin,karşısında nasıl duruyor ,gerisi zaten yöresel ,ailesel,mahallesel olarak çözülür, türbanı da siyasal simge olarak kullanıyorsa ,o sorunda devletin sorunu beni bağlamaz ,ama bana egemen sınıfların tetikçisi olarak gelirse ,o da benim düşmanım olur ,yoksa kıyafeti benim için kendi kıyafet balosunun aksesuarıdır , bu işi abartmaları ,uzatmaları da ,işin ballı bir yanının olduğunu da gösteriyor , tamamen serbest olsa , sanki o işin sektörü tek başına o böreği yeme ayrıcalığını da kaptıracak ,iş tamamen SultanhamamMerter sektörü olacak ,yani bırakın bu işi Fatih tesettür piyasası ile Merter piyasası çözsün ,sana ne kardeşim ,sen işçinin, sömürülenin uzağında dur ,çarşaflı insanlara sarıl ve kitle partisi oldum de,

----Şimdi bunlar ak güvercin idi ,Kara Karga mı oldular ?

----Aynen Kara Karga oldular ve bu blog da ve bizim muhabbetlerimizde bunlara Kara Karga diyeceğim

----Kargalar uzun yaşarmış ama usta,

----Uzun ama boktan bir hayat yaşarlar,

----Ağır olmadı mı be Usta ?

----Kara ve derin çukura kendileri daldı ,orada hazine var sanıyorlar ,onlar oradan çırak olarak çıkarlar ,o çukurun eskileri bunları orada şamar oğlanına çevir , kendileri bile anlamaz ,çok ama çok yıkanırlar o kokuyu İstanbul'un bütün Hamamcıları bile çıkaramaz
----Öyle deme Usta , O Keseciler var ya adamı pamuk gibi yapar

----Her pamuk mis kokulu olmaz ama , Pamuk mu daha ağır Demir mi ?

----Ne ?

----Zııt Karaköy

----Ne?

---Şimdi bana bütün köyleri saydırma , oradan kap iki çay gel...

 

Gazete kağıdına sarılmış kutu bira ,

---- Bakkal mı sardı o biraları öyle ?, ulan ne bu kardeşim Memlekette neredeyse kundaktaki bebelere sulanacak sapıklar türedi ,bizim iki biramız mı size battı da sarıyorsunuz ,yırt ulan gazeteleri ,rakı bile alsan gazeteye sardırma ,ne yani utanılacak bir şey mi yapıyoruz...

----Böyle deme abi mahallede sarmadan içeni görmedim ben ,

----Bırak ulan sen de , biz biliriz eskiyi de yeniyi de , eskiden usulünde, adabında içilirdi kimsede birayı falan gazeteye sarmazdı , hem o zamanlar harbiden , meyhaneye , birahaneye gidilir ortamında içilirdi , şimdi oralara gidecek durum olmadığından liseli gençler gibi parklarda içiliyor ve açık ortamda sanki ayıpmış , günahmış gibi saklayarak, sararak içiyorlar ,

----Abi birde %47 durumu var , adamlar hem kapılarına kadar kömür servisi yapıyor bir de onların gıcık olduğu işi açıkça mı yapsınlar,

----Git ulan cahil sen de nereden nereye çektin örtülü bira işini , adamlar “iç kardeşim , iç tamam amma örterek iç” mi diyor ?

----Tabi abi bütün olay örtmek , örteceksin , saracaksın, kapatacaksın , “ tertemiz örtülü hayat ,oh ne rahat “ diyeceksin,

---- Valla benim fazla kafam çalışmaz , zaten kafam da iyi ama bildiğim bir şey var her örtü, her perde, açılmak için vardır ,açılmak da normaldir diyelim, ama açma şekli de önemli...

----En iyisi nedir ?

----Ben bilmem en iyisini , ben içerim en iyisini ...

 Deli Yazar ve Cahiliz Abi


Saksının yanındaki bir Bardak Suyun Çiçeğe olan aşkı ...

----Yada Saksının Bardağa olan gıcıklığı

----Tut şu Su'yu içinde dökme o Su'yu Çiçeğimin üzerine durumu

----Saksı var Bardak var , Çiçek ve Su onlar yüzünden ayrılar

----Kırılsın Saksılar , Bardaklar ,Çiçekler Suya , Su Çiçeğe kavuşsun haykırışı

----Ustalar ne bu Saksı muhabbeti ?

----Bizim mor menekşe var ya masada duran ,o menekşe kurumuş ve yanında bir Bardak Su duruyor bu Deli , bu sıyrık şimdi bunun felsefesini bize yapıyor

----Kırılsın o zaman Saksılar ,Bardaklar , kurumasın Menekşeler,yaşasın Çiçeğin Suya aşkı .


 Deli Yazar ve Cahiliz Abi


Arşiv Aralık 2008